Çeyrek vardı saat. Gelmemişti otobüs hala. Geç kalmamak için erkenden çıkmıştı halbuki evden. Arada gelmeyen otobüse sövdü. Nasıl olsa şimdi gelecek deyip başka yere giden otobüse binip aktarma yapmadığı için kendine de...
Geç kalsın diye dua etti. Beklemeyi hiç sevmezdi. Bekletmeyi de. İlk defa biri geç kalsın diye dua ediyordu...
Kendi geç kaldı...
Heyecanlıydı. Geç kaldığı için mi, unuttuğu şeyleri hissettiği için mi bilemedi. Heyecanlı olduğunu biliyordu ama. Söverken çok sevdiği, toz konduramadığı şehre, otobüse, kaptana, trafiğe durdu.
Kendi kendine "Heyecan güzel şeymiş." dedi.
Sonra tekrar durdu. Bunu sesli söyleyip söylemediğini düşündü. Çevresine bakındı. Kendine tuhaf bakan insanlar görmedi. Sevindi.
Duyduğu heyecan için zaten ayrı sevinçliydi. İki kat oldu sevinci ama geç kaldığını hatırladı. Bütün sevinci gitti. Geri gelmeyecek diye korktu. Bazen gerçekten çok korkardı. Ağlayacak, köprüden atlayacak kadar çok korkardı.
Yağan karı fark etti. İçi ısındı. Hep zıtlıklar yaşardı zaten. Beynine hayran kaldı sonra. Bu kadar şeyi aynı anda nasıl düşünüp, hissedebiliyordu...
Heyecanı fark etti sonra...
Yüreğini biraz daha hızlı çarptıran heyecanı.
Güldü...
İndi sonra otobüsten, koştu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder