Merhaba Çocuklarım,
Dersine girmediğim çocuklarım da tabii :) Çünkü Fatih Hoca ile bu sefer tamamen ortak soru hazırlıyoruz. Bizim sorularımız zor diyen A/B/D şubeleri, hadi yine iyisiniz :P
Bu yazılıda sorumlu olduğunuz sayfalar ve konular aşağıdadır.
Haydi kolay gelsin, öpüldünüz...
• 116-130. sayfalar.
• 166-173 sayfalarda (Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumî, Sultan Veled, Şeyhî, Süleyman Çelebi, Ali Şir Nevai) hakkındaki bilgiler.
• 189-192 sayfalar.
• Sorumlu olduğunuz beyitler ve günümüz Türkçesi de aşağıdadır. Yazılıda beyitlerin açıklamasını da isteyeceğiz. Sadece günümüz Türkçesi yeterli olmayacaktır.
Beni cândan usandırdı cefâdan yar usanmaz mı
Felekler yandu âhumdam murâdum şem'i yanmaz mı
Kamu bîmarına cânân devây-ı derd ider ihsân
Niçün kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı
Değildüm ben sana mâil sen ettün aklumı zâil
Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı
Fuzulî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Sözlük:
cefâ: İnsan ruhuna yapılan kötülük .Maddi bir kötülük söz konusu değildir.
şem: Mum
felek: Dünyanın katmanları
bîmâr: Hasta ( Manevi hasta, aşk hastası )
devâ: derman.
mâil: Meyil
zâil: Darmadağın
ta’n eylemek: Ayıplamak
gâfil: Çevresindeki Gerçekleri Görmeyen
rind: Şâir
şeydâ: Bülbülün şakımaya başladıktan sonra boğulacak hâle kadar gelmiş durumu. (şeydâlanmak)
rüsvâ: Ayıplanacak durumda olan, saygınlığını yitiren
Günümüz Türkçesi:
Beni canımdan bıktıran sevgili, hâla ruhuma yaptığın işkencelerden bıkmadın mı? Felekler bile yandı ah etmelerimden, bir muradımın mumu yanmaz mı?
Sevgili bütün hastalıkları iyi ettiği halde neden bana derman olmaz. Yoksa benim derdimi dert, hastalığımı hastalık saymaz mı?
Ey sevgili, ben sana meyletmezdim ama sen benim aklımı darmadağın ettin. Sana olan aşkımı ayıplayanlar seni bir görseler, beni ayıpladıkları için utanırlar.
Fuzulî şeyda haline gelmiş, aşkını söylemekten boğulacak hale gelmiş bir şairdir ve bu aşkı onu rezil etmiştir, halk nezdinde saygınlığı kalmamıştır ama gelin görün ki yaşadığı sevdadan o hiç usanmaz.
zâil: Darmadağın
ta’n eylemek: Ayıplamak
gâfil: Çevresindeki Gerçekleri Görmeyen
rind: Şâir
şeydâ: Bülbülün şakımaya başladıktan sonra boğulacak hâle kadar gelmiş durumu. (şeydâlanmak)
rüsvâ: Ayıplanacak durumda olan, saygınlığını yitiren
Günümüz Türkçesi:
Beni canımdan bıktıran sevgili, hâla ruhuma yaptığın işkencelerden bıkmadın mı? Felekler bile yandı ah etmelerimden, bir muradımın mumu yanmaz mı?
Sevgili bütün hastalıkları iyi ettiği halde neden bana derman olmaz. Yoksa benim derdimi dert, hastalığımı hastalık saymaz mı?
Ey sevgili, ben sana meyletmezdim ama sen benim aklımı darmadağın ettin. Sana olan aşkımı ayıplayanlar seni bir görseler, beni ayıpladıkları için utanırlar.
Fuzulî şeyda haline gelmiş, aşkını söylemekten boğulacak hale gelmiş bir şairdir ve bu aşkı onu rezil etmiştir, halk nezdinde saygınlığı kalmamıştır ama gelin görün ki yaşadığı sevdadan o hiç usanmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder